header photo

24 Ocak 2010 Pazar

hiçbir zaman Sawyer olamadım





Tanıdığım kadınların hemen hepsi hayatlarının bir döneminde mutlaka Sawyer gibi serseri ruhlu ama yakışıklı bir adamla birlikte olmak istemiş. Bu kadınlara eşim de dahil. (Bundan sonraki yazılarımda da eşimden bir miktar bahsedeceğim anlaşılan. O yüzden ona bir isim bulmam lazım. "Patron" olsun mesela) Dün gece arkadaşlarla Lost'tan bahsederken konu Sawyer'a gelince dibi düştü yine. Sorun değil. Her kadının beğendiği film kahramanı, aktör v.s. olabilir. Aklından geçenleri saklamaması benim için iyi. Hem bir miktar evlilik/ilişkiden sonra insanların gözleri başka şeyleri de görmeye başlıyor. Bu doğal süreç galiba. Önemli olan dürüstlük!



Ama kadınlara göre evlenilecek erkek tabii ki her zaman Jack Shephard. İyi bir meslek sahibi, kariyerli, paralı, yardımsever, dürüst, düzgün bir adam işte ya... Daha ne olsun!

Ben hiçbir zaman Sawyer olamadım. Kadınların gözündeki rolüm Jack'inki oldu bugüne kadar. Halbuki, istediğim rol hep Sawyer'ınkiydi. Maalesef, hayatımın yönetmeni bana bu rolü uygun görmedi. Ama aklım sürekli Sawyer olmakta kaldı. Tamam o kadar yakışıklı bir adam değilim. Vücud desen, hafif göbek filan, bundan sonra asla öyle olamayacak gibi. Ama aslında ruhumda biraz o adamdan var. Sürekli bastırılmış, ama var!

Sawyer olmak derken, derdim, her gördüğüm kadının boşluklarını! doldurmak değil. Mesele; biraz sorumluluklarımdan sıyrılabilmek, başkaları için değil, kendim için yaşamak, bunu yaparken de hiçbir şeyin sonucunu hesaplamamak. Kısacası kontrolü bir süre için de olsa tamamen bırakmak. (Evet, biraz control freak bi halim var ne yazık ki) Mesela ben hiç sarhoş olmadım. Çünkü, ya hiç o kadar içmedim, yada içsem bile mutlaka bedenimi ve aklımı bir şekilde kontrol edebildim. Mesela, istediğim ama bana pahalı gelen birşeyi "amaan, sikmişim parasını, al gitsin lan!" diyemedim. Mesela, gidip hiç tanımadığım ama beğendiğim bir kadınla konuşamadım. Mutlaka birinin tanıştırması gerekti.

Söz kadınlara gelmişken... Tanıdığım bütün erkeklerse genelde Kate'i beğeniyor. Özgür ruh (olm bu hatun ne sevişir lan), gösterip de vermeme (bir çeşit erkek yuları), türlü türlü oyunlar (illa uğraştıracak bu hatun da ya), gizem (lan bu karıda bişey var ama ne), seksapel (olm bu hatun ne sevişir lan), v.s... Erkekleri çeken şeyler de bunlar sanırım. Ha bir de güzel kadın Allah için!



Ama benim beğendiğim kadın kesinlikle Juliet. Sarışın olması değil önemli olan. Beni çeken şey donuk bakışları. "Ben buradayım, gelirsen bakarız, gelmezsen keyfin bilir" tavrı. Genelde sıcak, seksi kadınları severim ama Juliet hiç sıcak bi kadın gibi görünmüyor. Patron da tam tersi. O sıcakkanlı, konuşkan biri. Sanırım insanın elinde olmayanı arzulaması benimki.

5 dedi bi başkası:

gerisi önemli değil... dedi ki...

bu evlenilecek ve eğlenilecek erkek tanımı gibi olmuş :)

hem sonunda senin patron sawyer, sen juliet, ortak noktanız oluşmuş...

unsigned char dedi ki...

bence jack ve sawyer kadınlar konusunda birbirlerine üstünlük sağlamıyorlar. eşit gibiler. karşı tarafın ruh haline göre seçiliyorlar. bütün zevkleri tatmak isteyen kadınlar sadece biriyle yetinmek istemiyor. nitekim jack sawyer kate ve juliet hepsi birbirleriyle bir şekilde yakınlaştılar dizide.
kate ve juliet ile ilgili tespitlerine katılıyorum. juliet içten pazarlıklı soğuk bi tip.
ben kate'i tercih ediyorum. keşfetmeye açık bi kadın :)

Sanki hersey...? dedi ki...

sarkının adı nee?

Mr. No dedi ki...

plain white t's - hey there delilah

Sanki hersey...? dedi ki...

ilk yarım saat içinde cevap yazmayınca widgetinin içinden http://cgot.com/download/Plain%20White%20Ts%20-%20Hey%20There%20Delilah.mp3 su satırı buldum ve tabiki sarkıyı .D ama yinede sagol